Ay Gölü'nün Efsanesi

Vaktiyle, kara dağların ardında, hiçbir haritada adı geçmeyen bir göl varmış. Köylüler ona Ay Gölü dermiş; çünkü ay yalnızca orada tam görünürmüş, başka hiçbir yerde değil.

Gölün derinliklerinde bir su perisi yaşarmış. Adı Nila'ymış. Yüzyıllarca tek başına yaşamış, insanların seslerini uzaktan dinlemiş ama onlara hiç görünmemiş. Çünkü bir yasası varmış: Yalnızca dürüst yürekli birine görünebilirmiş. Ve dürüst yürek bulmak, söylendiğinden çok daha zormüş.

Çoban Asım

O yüzyılın seçilmişi genç bir çobandı: Asım. Ne serveti ne de büyük hayalleri varmış. Sabahları sürüsünü güder, akşamları ateşin başında kaval çalarmış. Ama bir özelliği varmış: Hiç yalan söylemezmiş. Küçük yalanları bile söyleyememezmiş — dili tutulurmuş.

Bir sonbahar sabahı, koyunlarından biri yolu şaşırıp dağa çıkmış. Asım peşinden gitmiş. Günlerce yürümüş. Kara dağları aşmış. Ve tepede, sabah sisinin içinde, gümüş gibi parlayan bir göl görmüş.

Nila'nın Sınavı

Gölün kıyısına oturmuş dinlenirken suyun yüzeyi titremiş. Ortasından beyaz bir ışık yükselmiş ve Nila çıkmış: Saçları dalga dalga, gözleri gölün rengi, sesi su sesine benzer.

"Bir şey istiyorsun," demiş Nila. "Herkes bir şey ister."

"Koyunum kayboldu," demiş Asım. "Onu arıyorum."

Nila gülümsemiş. "Sana üç şey verebilirim: Altın, güç, ya da bilgelik. Hangisini seçersin?"

Asım düşünmüş. "Hiçbirini," demiş sonunda. "Ben yalnızca koyunumu istiyorum."

Uzun bir sessizlik olmuş. Sonra Nila güçlü bir kahkaha atmış — ama bu sevinç kahkahası mıymış, hüzün mü, belli olmamış.

Armağan

"Yüz yıldır bekliyordum," demiş Nila. "Yüz yıldır herkes altını, gücü ya da bilgeliği seçti. Sen ilk kez kendi gerçek isteğini söyledin."

Gölün kıyısında kayıp koyun duruyormuş; sağ salim, sakin sakin otluyormuş. Asım sevinçle yanına koşmuş.

Dönmeden önce geri bakınmış. Göl hâlâ oradaymış, Nila hâlâ bakıyormuş.

"Tekrar gelebilir miyim?" diye sormuş.

"Dürüst kaldığın sürece göl her zaman burada olur," demiş Nila. "Ama bir kez yalan söylersen yolu bir daha bulamazsın."

Asım o günden sonra ölene dek dürüst kalmış. Ve söylentiye göre, Ay Gölü hâlâ orada, haritasız dağların ardında bekliyor. Yüz yılda bir kapısı açılıyor. Bakmak yeterli; yeter ki içinde taşıdığın gerçek olsun.


Son