Son Mektup

Mira, annesinin evini toplarken onu buldu: Beyaz zarflı, mühürsüz, adressiz bir mektup. Zarfın üzerinde yalnızca bir isim vardı, anne el yazısıyla: Tarık.

Mira o ismi biliyordu. Annesinin hiç tam anlatmadığı, ama bazen uzaklara bakarken ağzından kaçırdığı o isim.

Mektubun Satırları

Mira mektubu açmak için kendini uzun süre zorlayamadı. Bir hafta çekmecede bekledi. Sonra bir akşam, çay bardağıyla oturdu ve okudu:

"Tarık,

Bu mektubu sana göndermeyeceğimi biliyorum. Ama yazmadan duramadım. Bazen insanlar söylemeleri gerekenleri yalnızca kâğıda söyleyebilir.

Seni sevdiğimi söylediğimde gülmüştün. O gülüşü hiç affetmedim. Ama şimdi anlıyorum — sen de korkmuştun, tıpkı ben gibi. Ve ikimiz de o korkuyu sevgiden büyük saydık.

Umarım iyisindir. Umarım bir gün bu mektubu okumak zorunda kalmazsın."

Mira mektubu katlayıp yerine koydu. Elleri titriyordu.

Tarık'ı Bulmak

İki ay sürdü. Annesinin eski arkadaşları, fotoğraf albümleri, okul kayıtları. Sonunda annesiyle aynı mahallede büyümüş, şimdi emekli bir müzisyen olan Tarık'ı buldu.

Telefon ettiğinde tanıştığını söylemedi. "Annem Selin'i tanıyor muydunuz?" diye sordu yalnızca.

Karşı tarafta uzun bir sessizlik oldu. Sonra yaşlı ama tok bir ses: "Tanırdım. Çok iyi tanırdım."

Buluşma

Mira onu parkta buldu. Beyaz saçlı, sırtı biraz eğilmiş bir adam. Elinde bir kitap tutuyordu. Yanına oturdu ve zarfı uzattı.

"Annem geçen yıl hayatını kaybetti," dedi Mira. "Bunu size göndermek istedi ama gönderemedı. Sanırım artık zamanı."

Tarık zarfı aldı. İsmini gördü ve gözleri doldu. Mektubu okurken Mira uzağa baktı; onu izlemek istemedi. Bu an yalnızca ona aitti.

Köprü

Ayrılırken Tarık elini sıktı: "Teşekkür ederim. Bunun için teşekkür ederim." Başka hiçbir şey söylemedi.

Mira eve dönerken düşündü: Belki bazı hikayeler bitmez. Sadece bir sonraki sayfayı bekler. Ve bazen o sayfayı çevirmek için bambaşka birine ihtiyaç duyar.


Son